KERBELA OLAYINA FARKLI BİR BAKIŞ
Merhabalar sevgili dostlar
Ben bir ilahiyatçı yazar ya da araÅŸtırmacı deÄŸilim kerbela olayı üzerine ihtisas sahibi biride deÄŸilim önce bu konunun bilinmesini isterim.
Sadece aklımın erdiÄŸince dilimin döndüÄŸünce kerbela ve bu konularla ile ilgili yazılmış olan kaynakları okuyup deÄŸerlendirerek toplumsal olayları ve topluma mal olmuÅŸ deÄŸerleri farklı bir bakış açısı ile yorumlayıp herkes tarafından bilinen olayları farklı bir biçimde anlatmaya çalıştım. Bu konuda her türlü eleÅŸtiriye açığım. Ben inanıyorum ki bu kültür ile yetiÅŸmiÅŸ olan insanlar toplumsal olayları tarih, mekân ve makamları ayırt ederek olayları aslına sadık kalmak koÅŸulu ile anlatmak ve yorumlamak ve kendilerince biraz mitolojik biraz dünyevi ve de daha çok uhrevi olarak deÄŸerlendirmek isteyeceklerdir.
Bu açıklamayı yaptıktan sonra bende kerbela olayını bir Mersiye biçiminde anlatmak istedim. Mersiyenin kırk kıtadan oluÅŸmasının nedeni yetmiÅŸ iki kiÅŸi vardı ve bunların kırk kiÅŸisi silahlı idi ve sadece onların eli silah tutuyordu bundan dolayıdır; birde malumlarınız üzere kırklar meclisi ve kırklar cemi var ondanda esinlenerek kırk kıta olmasını istedim.
Dostlar tarih boyunca manevi olarak çektiÄŸimiz acıların temelini ehlibeyte yapılan zulüm ve bunun sonucun dada kerbela da vahÅŸice ÅŸehit edilmeleridir. Bizler yaradılışımızın gereÄŸi olarak ‘’İNCİNSENDE İNCİTME ‘’ felsefesi ile yetiÅŸtiÄŸimiz için kimseyi inancından ve yaÅŸam tarzından dolayı hor görmeden incitmeyip hep hoÅŸgörü ile yaklaÅŸmışızdır. Ama bu yaklaşımımız kimi çevreler tarafından yanlış anlaşılmış ve bazı trajedilerin meydana gelmesine sebep olmuÅŸtur; bu acı olayların karşısında bile yılmamış ve her dönemde hakkın adaletin yanında haksızlığın ve zulmün karşısında olmuÅŸuzdur. Fakat ne yazı ki bunun sonucunda son 50 yılda MaraÅŸ Malatya Çorum Elbistan ve Sivas trajedileri ile karşı karşıya kaldık ve bu uÄŸurda nice canlarımızı ÅŸehit verdik.
Kerbela da düÅŸtü topraÄŸa ilk kan
Bin yıl sonra haber geldi Maraştan
Çorumda Tokatta masumdu bu can
Malatya da ÅŸehit Sivas’ta yanan
Bazen susuz bırakıldık bazen kesildik
Toplum deÄŸil fert olarak ezildik
Bazen hileleri sezip bertaraf ettik
Yetmedi bitmedi bize kinleri
MaraÅŸ’ta Sivas’ta Çorum Malatya
Tokat’ı Gaziyi sakın unutma
Elbistan Sivas’ın yüzüne bakma
Sehpa kur gel mertçe ateÅŸe atma
Daha nice olaylara bu ağıtlar yakıldı ve yakılmaya devam edilecek. Unutulmayacak bu yaÅŸanılanlar ama kinde tutulmayacak; biz yaratılanı yaratandan dolayı seven bir toplumuz. Bu vatan hepimizin ve bu vatanda her birimiz farklılıklarımız zenginliÄŸimiz diyeceÄŸiz ve birbirimize, hoÅŸ görü ile bakacağız. Kimsenin oyuncağı olmadan kendi hür irademizle düÅŸünüp karar verecek ve verdiÄŸimiz kararı cesaretle uygulayacağız.
Çünkü bizim yaÅŸayacak baÅŸka bir vatanımız yok birlik ve berberlik içinde kardeÅŸçe ve bu topraklarda var olmaya devam edeceÄŸiz. Bizler! Kürdü, Türkü, Çerkez, i Laz ı, Abhazası Alevi si Sunisi, daha sayamayacağım saymaya devam etsem liste uzayıp gidecek sözün kısası bir aÄŸacın dalları gibiyiz. Bizler! birbirimizi ayrıştırmadan ötekileÅŸtirmeden birlikte varız ve var olmaya da devam edeceÄŸiz.
Allah bu tür vahÅŸeti ve felaketleri bırakın insanlara hiçbir canlıya yaÅŸatmasın.
ALLAH ALLAH DİYELİM CANLAR ALLAH ALLAH!
KERBELA
Sene altı yüz seksen kerbela çölü
Muharrem ayının onuncu günü
Sanki çöl deÄŸil de koca kan gölü
Al kana boyanmış İmam Hüseyin
Hasana tuzakla zehir içiren
Masumu paklara mızrak geçiren
İnsan olmayıp ta emir geçinen
Merhametsiz onlar İmam Hüseyin
Babası da böyle yaptı evvelden
Korktular gücünden seni görmeden
O gencecik yaÅŸta murat almadan
Ayırdılar bizden İmam Hüseyin
Güvendin Küfenin dönek halkına
İnandın onların bir mektubuna
Hani nerde bu halk yanında dura
Seni aldatılar İmam Hüseyin
Haber saldın Şam da duran yezide
Mert deÄŸil ki gelip seni dinleye
Mevla’m nasip etsin cemi cümleye
Seninle ölmeyi İmam Hüseyin
Rey valisi oldu vakkas bin Ömer
İçindeki inanç ateÅŸi söner
Özün inkâr edip namerde döner
Sana tuzak kurdu İmam Hüseyin
Otuz bin Kuufeli mektup yolladı
Yezidin zulmünden hepsi aÄŸlardı
Hedefleri önce abin hasandı
Åžimdi sıra sende İmam Hüseyin
BaÄŸdat la Kuufenin arası çetin
Masumu pakların yasını tutun
Mendebur yezide lanet getirin
Serin bile yetti İmam Hüseyin
Ne uÄŸursuz çölmüÅŸ kerbela çölü
Hıyanet tohumu muaviye soyu
Bu yas tutulacak asırlar boyu
Emanetin bizde İmam Hüseyin
Mazlumun ahını alanlar gelsin
Yapılan vahÅŸeti tüm cihan bilsin
Bunu yapan sürüm sürüm sürünsün
İhanet ettiler İmam Hüseyin
Ağıtlar yakıyor bütün analar
CiÄŸer parelere yüreÄŸim kanar
Asırlarca millet sizleri anar
Hiç unutmadık ki İmam Hüseyin
Kasımla Fatıma vasiyet sana
Sözün vardı senin abin Hasana
Toplanın nikâh var bugün akÅŸama
Kıydın nikâhların İmam Hüseyin
Günahları yoktu onca masumun
Kınası yaş idi daha Kasımın
Sonu gelsin artık Eyüp sabrının
Yıkıldı dünyamız İmam Hüseyin
Kırkların ceminde böyle söylene
Her iki cihanda adın biline
Niyet ettim nur yüzünü görmeye
Göster mikâbını İmam Hüseyin
Kesik Ser, e bakamadı hiç biri
İsyan etti buna Ebu Eslemi
Yok, idi bunların dini mezhebi
Sen öÄŸrettin onu İmam Hüseyin
Duymadılar çığlığını namertler
Susuz kaldı koca çölde bebekler
Sana yardım etsin nurlu melekler
Salla kılıcını İmam Hüseyin
Dört bir yandan çevirdiler etrafı
Koca ordu kılıç çekti bir anda
Kırk erenler buna hiç aldırmadı
Biat etmediler İmam Hüseyin
Niyetleri seni esir almaktı
Soyunu tüketip taht da kalmaktı
Mervanı da yezidi de ahmaktı
Kıymet bilmediler İmam Hüseyin
Diledin bebekler çocuklar kalsın
İsterlerse nurlu serini alsın
Kerbela sinine baykuÅŸlar konsun
O çöller yas tutar İmam Hüseyin
Cafi Kerbelada okudu ezan
Söktü ÅŸafak vakti geliyor zaman
YetmiÅŸ iki can var seninle olan
Ezan sala oldu İmam Hüseyin
Hırkayı şerifi giydin sırtına
Kâfirler varmadı bunun farkına
Zülcenahı mahmuzladın düÅŸmana
Son mucize sensin İmam Hüseyin
Bunca masum pakın canını aldı
Çoluk çocuk deyip hiç acımadı
Sonunda gülmedi belasın buldu
Ama sen görmedin İmam Hüseyin
Atının başını çevirdin hızla
Baktın namertlerin it sürüsüne
Daha kurumadı yaktığın kına
Bunu görmediler İmam Hüseyin
DolaÅŸtın son gece çölü sahrayı
İstemedin para pulu sarayı
Yetmiş iki canla koca kıtayı
Sahrada kum bildin İmam Hüseyin
Emreyledi yezit gidin söyleyin
Hüseyni almadan geri dönmeyin
EÄŸer gelmez ise esir eyleyin
Hiç biat etmedin İmam Hüseyin
Otuz iki atlı kırk yiğit yayan
Mertçe savaÅŸtılar Allaha ayan
Bu nasıl bir kindir kana doymayan
Kıydılar canlara İmam Hüseyin
Cümlenin carına yetiÅŸen sensin
Bir gider bin olup geri dönersin
Hala kan akmasın düÅŸünün dersin
Merhamet eylersin İmam Hüseyin
Vakasın Ömer’e verdi valilik
Gitmez içlerinden fitne hainlik
Yezide yakışır böyle zalimlik
Sana zulmettiler İmam Hüseyin
Müsaade istedi HürÅŸehit senden
Nurunla kuşandı canı bedenden
Kudretinin gücü nuru dedenden
İki cihan senin İmam Hüseyin
Vedalaştın oğlun Aliekber ile
O namert Seyti yenmeden gelme
Dedin evlat acısını gösterme
Canın ÅŸehit oldu İmam Hüseyin
Zülcenah başını dikti düÅŸmana
Yer yok yüreÄŸinde zerre evhama
Otuz üç mızrakla akan kanına
Bakmadın yürüdün İmam Hüseyin
Sırayla gittiniz düÅŸman üstüne
Hepsi bir birinin geçer önüne
Sevda ile yürüdüler ölüme
Gencecik fidanlar İmam Hüseyin
Otuz dört yerinde kılıç yarası
Utancından gökte güneÅŸ karardı
Lanet Simir geldi Serini aldı
Yansın yürekleri İmam Hüseyin
Mızrağa taktılar kesik başları
Dolaştılar sokak sokak Kufede
Bunu gören döker kanlı yaÅŸları
En önde sen vardın İmam Hüseyin
Fırat kan ağlıyor akmıyor artık
Kimse sularına bakmıyor artık
Bir yere bir göÄŸe bir sana baktık
Nur oldun göklerde İmam Hüseyin
Zeynel Abidine vurdular zincir
Bre namert yezit bu nasıl kindir
İşte an bu andır zaman bu gündür
Kapadın gözünü İmam Hüseyin
Dördüncü imamdan yürüdü soyun
Narin yapılıydın uzundu boyun
SaÄŸlam inançlıydın güzeldi huyun
Seni örnek aldık İmam Hüseyin
Ağıtlar yakıldı asırlar boyu
Yine aynı kafa değişmez huyu
Ya rabim dünyada imtihan bumu
Bu dert bize ağır İmam Hüseyin
Bir gün gelir elbet divan kurulur
Suçlu olanlardan hesap sorulur
Sanma ki bu dünya onlara kalır
Tarumar olurlar İmam Hüseyin
Ya rabim ne acı bu nasıl vahşet
Tutuyor yasını sevenler elbet
SerçeÅŸme bu canım yoluna hizmet
Feda bu can sana İmam Hüseyin
Hıdır BAL (SerçeÅŸme )