Herşey yaşanarak ögrenilseydi dünyada insan kalmazdı bırakın tec rübenin tarifini dostlar. Hiç vakit kaybetmeyin ve annenize babanıza kardeşinize sevdiğinize kısacası kime ne diyecekseniz bir an önce deyin çünkü zaman akıp gidiyor hayat avuçlarımızın arsından kayıyor dostlar kayıyor Esen kalın
DOSTLAR VAKİT VARKEN DURMAYIN SÖYLEYİN SEVDİGİNİZE SEVDİĞİNİZİ VE VERİN HEDİYESİNİ NE VERCEKSENİZ!! İŞ İŞTEN GEÇMEDEN!
Yine bir hikâye ile karşınızdayım dostlar. Bir zamanlar uzak bir ülkede birbirlerini seven iki insan varmış. Gel zaman git zaman bu iki insan birbirlerini sevmiÅŸler ve âşık olmuÅŸlar, kızın mavi gözleri up uzunnnnnnnn sarı saçları varmış erkekse uzun boylu esmer ve yakışıklıymış çevresindeki insanlar bu iki gence gıpta ile bakarlar ve iÅŸte bakın tamda dengi dengine derlermiÅŸ.
Kız zengin bir ailenin tek kızı oÄŸlansa fakirmiÅŸ(Ama benim anlatmak istediÄŸim zengin kız fakir oÄŸlan hikâyesi deÄŸil merak etmeyin.) Dedim ya bu iki genç birbirlerine âşık olmuÅŸlar ve bir zaman sonra evlenmeye karar vermiÅŸler. Fakat kızın ailesi bu evliliÄŸe ÅŸiddetle karşı çıkmış olmaz siz evlenemezsiniz demiÅŸler kızlarına eÄŸer evlenirsen seni evlatlıktan reddederiz tanımayız demiÅŸler; kız sa umurumda deÄŸil ne yaparsanız yapın ben evleneceÄŸim seviyorum demiÅŸ ve ailesinin bütün karşı çıkmalarına karşın sevdiÄŸi adamla evlenmeye karar vermiÅŸ.
OÄŸlan bir çırçır fabrikasında iÅŸçi kızsa zengin ailenin tek ve şımarık kız olarak evlenmeye karar vermiÅŸler. Evlenme merasimlerine sadece oÄŸlan tarafının birkaç arkadaşı ve de kızın yakın bir iki dostu katılmış hatta nikâh ÅŸahitleri de genç adamın çalıştığı fabrikanın müdürü ve kızın babasının sekreteri olan ve genç kızı kızı gibi seven abla dediÄŸi birisi yapmıştı. Kızın ailesi kızları ile iliÅŸkilerini kesmiÅŸler, hatta tanımamışlar bile yok bizim böyle bir kızımız demiÅŸler. Bu iki genç evlenmiÅŸ ve azıcık aşım aÄŸrısız başım misali geçinmeye çalışıyorlarmış fakat hayat ÅŸartları hiçte o kadar basit ve kolay deÄŸilmiÅŸ ve gençlerin etrafını geçim sıkıntısı ve yoksulluk sarı vermiÅŸ bir anda. Bazen adam sitem eder olurmuÅŸ yaaaa neden yetmiyor kazandığım para neden geçindiremiyorum evimi diye; fakat daha çokta kız ahhhhhhhhhh ahhhhhhhhh dermiÅŸ ben ne yaptım da sevdiÄŸim insanı mutsuz ediyorum evin geçimi vede benim ihtiyaçlarımı karşılamak için gece gündüz çırpınıp duruyor diye üzülüyormuÅŸ. Bende çalışayım dediÄŸinde ise adam hep karşı çıkıp hayır ben seni çalıştıramam olmaz senin çalışman deyip kestirip atıyormuÅŸ.
Vakit böyle gelip geçmiÅŸ ve gelmiÅŸ 1 İnci evlilik yıldönümleri ikisi de birbirlerine belli etmeden birbirlerine ne hediye alacaklarını düÅŸünmeye baÅŸlamışlar. Birden kızın aklına sevdiÄŸi adamın babasından kendisine yıllar önce hediye edilmiÅŸ fakat zinciri olmadığı için bir türlü takamadığı köstekli saati gelmiÅŸ. Bak bu iyi fikir demiÅŸ kız kendi kendine eÄŸer bu saate bir zincir alırsam sevdiÄŸim adam çok sevinir ve babasının kendisine hediye ettiÄŸi tek mirasını köstekli saatini yeleÄŸinin cebinde rahat rahat taşır ve çok mutlu olur diye düÅŸünmüÅŸ ve tutmuÅŸ kuyumcunun yolunu.
Bakmış kuyumcudaki zincirlere hepsi ateÅŸ pahası almanın imkânı yok büyük bir hayal kırıklığı ile geri dönmüÅŸ. DüÅŸünceli düÅŸünceli evine doÄŸru giderken bir kuaförün önünde yazılı olan bir ilan gözüne iliÅŸmiÅŸ ilanda saç kesilir peruk için uzun saçlar satın alınır diye bir ilan yazıyormuÅŸ; kız hiç düÅŸünmeden kuaförden içeri girmiÅŸ ve ben saçımı satmak istiyorum demiÅŸ. Kuaför bakmış kızın saçları bakımlı vede gür güzelde tam perukluk saç demiÅŸ ama mesleki ahlakından yinede sormadan edememiÅŸ ama! Ama saçlarınız çok bakımlı ve güzel hem size de çok yakışıyor neden kestirmek istiyorsunuz emin misiniz kestirmek istediÄŸinizden diye sormadan da edememiÅŸ; kızsa evet eminim zincir daha çok yakışacak sevdiÄŸim adama demiÅŸ ve lütfen dediÄŸimi yapın diye tavrını koymuÅŸ. Kuafördeki adam pek bir ÅŸey anlamamış ama yinede peki hanımefendi siz nasıl isterseniz deyip içi cızız etse de baÅŸlamış o uzun , gür sarı saçları kesmeye kızın gözlerinden akan yaÅŸları görmemiÅŸ bile kızsa gözyaÅŸlarını gizlemek için aynaya bakmıyor hep başını önüne eÄŸiyormuÅŸ. Kız kesilen saçlarının karşılığında aldığı para ile kocasının köstekli saatine hem bir zincir hem de akÅŸama birlikte eÄŸlenecekleri mütevazı bir sofra kuracak kadar malzeme almış. Geçerken kasaba uÄŸrayıp et almış ve hatta kasabın çırağına bahÅŸiÅŸ bile vermiÅŸ ve etekleri zil çalarak koÅŸarak evine dönmüÅŸ ve baÅŸlamış akÅŸama kocası ile geçirecekleri ilk evlilik yıldönümü için hazırlık yapmaya.
Adam bütün gün hem çalışmış hem de’’ ya bugün evlilik yıldönümümüz sevdiÄŸim kadını nasıl sevindirsem’’ diye de kara kara düÅŸünüyormuÅŸ. Acaba maşıma karşılık avans istesem verirlermi diye düÅŸünmüÅŸ, sonra geçen çocuÄŸu hasta olan arkadaşının isteÄŸini geri çevirdiklerini düÅŸününce vaz geçmiÅŸ. Birden aklına takamadığı fakat yelek cebinden de eksik etmediÄŸi babasından kendisine miras kalan tek hediye aklına gelmiÅŸ. Birden adamın yüzü gülmüÅŸ sevinmiÅŸ ÅŸimdi gider bir saatçi bulurum bunu satarım hem sevdiÄŸim kadına bir hediye alırım hem de uzun zamandan beri hep önünden geçip iç çektiÄŸim ‘’ keÅŸke burada bir akÅŸam yemeÄŸi yesek’’ dediÄŸim o lokantada yemek yeriz diye düÅŸünmüÅŸ. Hızla tulumunu çıkarıp elbiselerini yarım yamalak giyinip kapanmadan bir saatçi bulayım diye iÅŸ yerinden çıkmış hızlı hızlı gidiÅŸini soranlara ya bugün bizim evlilik yıldönümüz bana müsaade aÄŸabeyler diye de bağırıyormuÅŸ.
Hemen ilk bulduÄŸu saat ve kuyumcu karışımı bir dükkâna girivermiÅŸ ve heyecanla birazda suçluluk hissederek be be ben ben bu saatimi satmak istiyorum demiÅŸ. Dükkân sahibi bakmış ÅŸöyle bir saate birde bizimkine! neden satıyorsun oÄŸlum bunu bak tıkır tıkır çalışıyor hem artık bunlardan yapılmıyor kıymetli antika bunlar diye söylenmiÅŸ; genç adam biraz mahcup birazda piÅŸman bir edayla evet biliyorum antika babamdan bana yadigâr o ama satmak zorundayım deyi vermiÅŸ çarçabuk. Adamsa daha fazla üstelemeden vede söylenerek ahh ÅŸimdiki gençler hiç bir ÅŸeyin kıymetini bilmiyorlar yahu satılırmı bu güzelim saat ÅŸimdi ne söyleyeyim ben diye söylenerek arka bölüme doÄŸru yürüyüp gitti.
Genç adam heyecanla adamın gelmesini bekliyor bir taraftan da akÅŸam olmadan sevdiÄŸi kadına alacağı hediyeyi düÅŸünüyordu. Nihayet adam döndü ve istediÄŸi paranın dahada fazlasını teklif ederek saati satın alabileceÄŸini ve emanet olarak saklayacağını eÄŸer isterse sonra gelip bu saatini geri alabileceÄŸini; çünkü satışa çıkarmayacağını söyleyerek genç adama parayı verdi. Adam teÅŸekkür ederek ayrıldı dükkândan bir yandan da ne alsam diye düÅŸünürken bir den! Önünden geçtiÄŸi dükkânın vitrinine baktı ve yeni gelmiÅŸ olan yanardönerli tokaları ve saç baÄŸlarını gördü; hemen içeri girip iki adet kırmızı ve sarı saç bağı ve bir tanede yanardönerli saç tokası aldı ve hızla evinin yolunu tutu.
Eve geldiÄŸinde aldığı hediyeleri paltosunun cebine saklayıp eÅŸine seslendi bir tanem nerdesin diye kadınsa mutfakta son hazırlıklarını kontrol ettikten sonra geliyorum hemen geliyorum diye seslendi. Genç adam bırak mutfakta uÄŸraÅŸmayı gel bak sana bir sürprizim var diye seslendi. Kadın yüreÄŸi çarparak salona koÅŸtu ve neymiÅŸ bakayım sürprizin söylermisin diye genç adamın boynuna sarıldı; genç adam hadi hazırlan bugün dışarıda yiyelim hani ÅŸu hep önünden geçipte seni bir gün buraya getireceÄŸim dediÄŸim lokanta var ya iÅŸte orada yer ayırttım bu akÅŸam orada yiyelim olurmu dedi. Kadınsa ama ben sana evde kendi ellerimle güzel bir sofra hazırlamıştım, diye üzgün ve alıngan tavırla genç adama cevap verince! Genç adamın içi burkuldu ÅŸöyle eÄŸilip mutfak kapısından hazırlanan sofraya bakınca dayanamadı ve bir orta yolu bulmaya çalıştı, tamam o zaman yemeÄŸimizi burada yiyelim ama bir ÅŸeyler içmeye ise oraya gideriz tamamı mutlaka gitmeliyiz çünkü uzun zamandır bu günü bekliyordum dedi ve sevdiÄŸi kadınında gönlünü almış oldu. Kadınsa orası çok pahalı deÄŸimli neden orası bak geçenlerde Aysellerin getirdiÄŸi ve açmadığımız bir ÅŸarabımız var burada içelim olmazımı? Deyince genç adam olurdu ama onu baÅŸka zaman içeriz orası benim hep içimde ukde idi ne olur bugün oraya gidelim hadi kırma beni bak! Yer bile ayırttım ayıp olur ÅŸimdi her gün önünden geçiyorum tamamı diye genç kadına ısrar edince genç kadın tamam peki öyle olsun gideriz ama fazla masraf etmeyelim gelir evimizde devam ederiz der ve konuyu tatlıya baÄŸlarlar.
Adam çarçabuk iÅŸ elbiselerini çıkarır damatlık ayarında olan diÄŸer elbisesini giyer ve hemen aÅŸağıya genç kadının yanına iner. Kadınsa çoktan hazırlanmış ilk tanıştıklarında giydiÄŸi kırmızı ekoseli eteÄŸini ve bordoyu andıran buluzu ve gül kırmızısı eÅŸarbı ile tamda adamın kendisine evlilik teklifinde bulunduÄŸu günkü gibi giyinmiÅŸti.
Genç adam bir sevdiÄŸi kadına baktı, bir hazırladığı sofraya baktı ve ÅŸaşırsa da ÅŸaÅŸkınlığını belli etmeden ve kendisine de yahu nereden buldu bu güzel sofrayı hazırlayacak parayı diye de sormadan edemedi ve vayyyyyyyyyy ne mükellef bir sofra bu diye de söylemekten kendini alıkoyamadı. Genç adam hazırlanan sofrayı görünce hediyesini burada vermeye karar vermiÅŸti yemeÄŸe oturdular ikisinin de gözleri buÄŸulu ve ikiside de bir birleri için en deÄŸeri ÅŸeylerini verdiklerini biliyor ve onunla teselli oluyorlardı.
YemeÄŸin tam ortasında genç adam bugün bir yılımızı doldurduk biliyorsun deÄŸimli, belki sana istediÄŸin hayatı yaÅŸatamadım bunu biliyorum derken genç kadın eliyle genç adamın dudaklarını kapatarak sus lütfen bugün bunlardan konuÅŸmayalım bugün olmaz bugün ilk tanıştığımız günlerden bahsedelim hem bak ben bugün için sana ne aldım biliyormusun! Diye almış olduÄŸu hediyeyi genç adama uzattı genç adamsa durrrrrrr dur hele yaben yaben ne aldım biliyor musun diyerek yan tarafa koyduÄŸu hediye paketini genç kadına uzattı ikisinin de gözlerinden yaÅŸlar akıyordu. Genç kadın hadi o zaman birlikte açalım hediyelerimizi ama mızıkçılık yok aynı anda açacağız tamamı diyerek genç adama üsteledi. Genç adam tamam tamam hadi o zaman dedi ve genç adam açtığı hediyenin köstekli saat zinciri olduÄŸunu görünce bir anda ÅŸimÅŸekler çaktı beyninde kafasını kaldırdığında ise sevdiÄŸi kadının elinde toka ve başındaki eÅŸarbı çıkardığını hıçkırıklara boÄŸulduÄŸunu görür…
SerçeÅŸme
07 12 2010