Akıl , zeka ve becerinin birleşmesiymiş meğer ustalık yani us ile ta nın birleşmesi ama bakarmısınız etrefınıza kimimiz ta yız kimimiz us yani hala usta değiliz neden acba
AKIL, BECERİ VE ZEKA US İLE TA, NIN BİRLEŞMESİ
Evet dostlar ben bu ilk yazımda sizlerin bir çoÄŸunuzun da bildiÄŸi usta ile çırağının hikayesini anlatmaya çalışacağım. Derler ki akıl yani US ve beceri, zekâ yani TA nın birleÅŸmesinden ustalık doÄŸarmış. Yöre yöre deÄŸiÅŸsede genel olarak bu iki kelimenin anlamları çok deÄŸiÅŸik mesela. US tek başına akıl, sesiz, yarar, üst, hayırın ve ÅŸerrin ayrılması, düÅŸünme ve güdüleme, gibi daha birçok anlamı ifade ediyor. TA ise far planlama, iÅŸte, orada bak, tıpkı. Beceri tavandaki pencere, gibi daha bir çok anlam ifade etmektedir; bense bu gün sizlere benim hikayeme uygun olarak akıl, beceri ve zekanın birileÅŸmesinden doÄŸan ustalığı anlatmaya çalışacağım,
Eski zamanlarda bir yerde bir çömlek atölyesi varmış burada iki kiÅŸi çalışırmış birisi usta diÄŸeri de onun çırağı iki kiÅŸi çalışırmış. Arada büyük zahmetli iÅŸler için günlük adamları tutsalar da sürekli atölyede çalışan iki kiÅŸiymiÅŸler, Çırak toprağı getirir eler hamur yapar ve çömlek makinesinde o gün hangi kabı yada ÅŸekli yapacaklarsa onu ustasına sorar ve ona göre ÅŸekillendirir ve fırına verirmiÅŸ.Sora bakarmış fırına çömlek piÅŸmiÅŸ ustasına seslenirmiÅŸ ustaaaaa tamam tam kıvamına geldi sanki bakarmısın dermiÅŸ ustada ağır ağır yürüyüp gelir fırının önünde durup bakarmış yapılan çömleÄŸe himmm evet piÅŸmiÅŸ çıkar bakayım dermiÅŸ sonra çırak büyük fırın küreÄŸini alıp elleri titreye titreye piÅŸen çömleÄŸi fırından alır fırının hemen önündeki tezgâhın üstüne kürekle kormuÅŸ. Usta hemen iki avcunu açıp fırından çıkan bu sıcak çömleÄŸi kavralar bir saÄŸa bir sola sallayıp ve bu ardada bunu yaparken de üffffffffff üffffffffff diye çömleÄŸe doÄŸru uzun uzun üflermiÅŸ ( hani sıcak bir ÅŸeyi tutunca elimiz yanmasın diye yaparız ya iÅŸte onun gibi üflermiÅŸ) ve tamam al götür diÄŸerlerinin yanına koy soÄŸusun dermiÅŸ.
Bu iÅŸ yıllar yılı böyle devam etmiÅŸ gitmiÅŸ, bir gün çırak utana sıkıla ustasının karşısına çıkmış ve demiÅŸ ki ustam! bana müsaade et bende artık kendi iÅŸimi kurayım bu iÅŸte artık senin yanında yapacağım öÄŸreneceÄŸim bir ÅŸey kalmadı hem kazandığımız ikimizde yetmiyor demiÅŸ. Usta kaÅŸlarını çatıp bakmış çıraÄŸa ÅŸöyle sen öylemi sanıyorsun hayır daha esas püf noktasını öÄŸrenemedin der ve çıraÄŸa hem neden yetmesin bak iÅŸte ne güzel geçinip gidiyoruz . Çırak birkaç gün sonra tekrar ustanın karşısın çıkmış ve yine aynı ÅŸeyleri söylemiÅŸ. Ustada yine aynı ağırbaÅŸlılık vede babacan bakışlarla kaÅŸlarını çatarak hayır asıl püf noktasını öÄŸrenemedin daha deyince çırak! boÅŸ ver usta ben öÄŸreneceÄŸimi örgendim toprağı getiren, ben yoÄŸuran ben hamur yapan ben, fırına süren ben, eeeeeee ne kaldı sen gelip fırından çıkan çömleÄŸe bakıp al yerine kor diyorsun bana müsaade der ve çıkar gider.
Usta çırağın arkasından bakar güle güle akılsız çırak güle güle der. Zaman geçer çırak ustasınınkinden daha büyük ve o günün ÅŸartlarında daha modern bir çömlek atölyesi kurar ve yanında da daha fazla adam çalıştırıyormuÅŸ. BaÅŸlamış deÄŸiÅŸik ÅŸekillerde kalıplar çıkarmaya daha kısa zamanda daha fazla iÅŸ çıkarmaya baÅŸlamış öyle ustanın yaptığı gibi kendisi kenarda durup çıraklarının yapmasını beklemez kendiside onlarla birlikte bizzat yaparmış.
Yapılan çömlekleri fırından çıkarıp kurumaya ve soÄŸumaya bıraktıktan bir süre sonra çömlekler hep çatlarmış o kadar emek boÅŸa gidermiÅŸ her seferimde aynı ÅŸey oluyor güzelim çömlekler fırından çıkıp soÄŸumaya bırakıldığında bir müddet sonra çatlıyorlarmış. ÇözememiÅŸ çırak kime danıştıysa bulamamışlar çaresini; ustasının yanına da gitmeye yüzüde yok! Ama bakmış ki baÅŸka çaresi yok emek ve para boÅŸa gidiyor bütün gücünü toplayıp mahcup, mahcup tutmuÅŸ eski atölyenin yolunu çıkmış ustasının yamacına utana sıkıla usta demiÅŸ usta! Benim atölyem seninkinden daha büyük ve daha modern yaptığım kalıplarda yeni vede madenden seninkiler gibi ahÅŸap deÄŸil hem elim yanmasın diye ben yanmaz eldiven bile aldım ama neden benim piÅŸirdiÄŸim çömlekler fırından çıkarıldıktan bir süre sonra çatlayıp dağılıyorlar,
Usta yine aynı babacan bakışlarla ve kaÅŸlarını çatarak peki neden demiÅŸ çırak mahcup başını önüne eÄŸip susmuÅŸ, usta devam etmiÅŸ sen benim sözümü dinlemedin daha öÄŸreneceÄŸin bir püf noktası var dedim bu iÅŸin hem de en önemli yeri de burası dedim ama dinlemedim çarpıp kapıyı gittin demiÅŸ. Çırak mahcup ustanın eline sarılmış nedir usta nedir! diye Usta ise sen benim fırından çıkan çömleÄŸi nasıl tezgâha koyduÄŸumu inceledin mi demiÅŸ çıraÄŸa? çırakta tabiî ki usta demiÅŸ ben tamam deyip fırından çömleÄŸi çıkardığımda sen gelip küreÄŸin üzerindeki çömleÄŸi iki elinin arasına alıyorsun bu arada da elin yandığı için ufffffff layıp puflayıp kenara koyuyorsun vede bana tamam götür bunu koy diÄŸerlerinin yanına da soÄŸusun diyorsun diye bir solukta yapılan iÅŸlemi anlatmış ustasına.
Usta demek hepsi bu kadar öylemi demiÅŸ çıraÄŸa çırak ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın bakmış ustasına başını önüne eÄŸmiÅŸ ve evet anlamında onaylamış. Demek elim yandığı içim çömleÄŸi uflayıp puflayıp kenara bırakıyorum, öylemi sanıyorsun! bak ahmak çırak , bak akılsız çırak iyi dinle vede iyi seyret demiÅŸ orada duran fırından yeni çıkan bir çömleÄŸi almış çırağın görebileceÄŸi bir ÅŸekilde kavramış ve saÄŸa sola sallamaya baÅŸlamış ve bir yandan da çömleÄŸin içine nefesini üflemiÅŸ çıraÄŸa bak iyi bak demiÅŸ ne görüyorsun çırak gözlerini dört açmış ama yine bir ÅŸey görememiÅŸ aynı ÅŸeyi yaptın usta demiÅŸ bunun üzerine usta elindeki çömleÄŸi çıraÄŸa verip tut ÅŸunu demiÅŸ çırak tutmuÅŸ çömleÄŸi bak demiÅŸ usta ben bu çömleÄŸi iki elimle kavrayıp saÄŸa sola sallıyorum çömleÄŸin içindeki sıcak hava kabarcığı hareket ediyor ,bense içeriye nefesimle soÄŸuk hava üflüyorum iÅŸte benim üflediÄŸi bu soÄŸuk hava içerdeki sıcak havanın dışarı çıkmasını saÄŸlıyor ve içeride sıcak hava kalmadığı içinde çömlek soÄŸuduÄŸunda çatlamıyor demiÅŸ .Çırak ustasının ayaklarına kapanıp usta müsaade et ölene kadar yanında çırak olarak çalışayım demiÅŸ.
USTA ÇIRAÄžI YANINA ALDIMI BİLEMEM ama dostlar ustalığın çok zor bir zanaat olduÄŸunu anladım ben. Ne demiÅŸ atalarımız EKMEĞİ USTAYA VER BİR EKMEKTE ÜSTE VER. Diye boÅŸa söylememiÅŸler. Onun için kimimiz TA yız kimiz US ne zamanki akıl ile zekayı birleÅŸtirip buna becerimizde katıp US ile TA yı birleÅŸtirip de USTA olup aklımızı başımıza aldığımızda vede emeÄŸin ve emekçinin kıymetini bildiÄŸimizde belki usta olmasak da çırak olarak hayatımıza devam edebiliriz diye düÅŸünüyorum ne dersiniz dostlar Esen kalın
SerçeÅŸme
20.11.10