
ÇOCUKLUK ANILARIM.!
Evet sevgili canlar her zaman mevcut olan günlük hayatımızın çeÅŸit çeÅŸit dertli yaralarımıza parmak bastığımız gibi bu günde yine bir yaraya parmak basmak üzere geçmiÅŸte kendi yaÅŸadığım ve ÅŸahit olduÄŸum bir yaÅŸamı ele alarak, hatta o yaÅŸam biçiminin nasıl geliÅŸip'de zuhur olduÄŸunu bilen biri olduÄŸumdan dolayı doÄŸru ve dürüst biri olduÄŸuna ilkelerine inandığım o ulvi ve yüce insana tanık olduÄŸumdan bu yazımı kaleme alıdığımı belirtirim.
bu günkü gibi hatırladığım kadarıyla yıllardan yılı 1965. yılıydı, Palancının yusuf un oÄŸlu murtaza nın evinde Ali Efendi İlhan, Piri İlhan, Mehmet Kınay (Hooka Mehmet), ve Sami İlhan misafir olarak bulunmaktalardı, Ali Efendi, Piri, ve Mehmet amcalar Sami bey in akrabalarıydı, onlar Sami beyin akrabalarıydıda palancının oÄŸlu Murtaza, Sami bey in akrabası deÄŸilmiydi yani, tabiki oda onun akrabasıydı, her halükarda bu kiÅŸilerin tamamı birbirlerinin akrabalarıydı. ancak para kazanmak adına bu akrabaların takip ettikleri bir ticaret yolu vardı, neydi bu yol tabiki kayısı tüccarlığıydı. kaysıların alım ve satımı için zaman zaman belli bir noktada toplanmak suretiyle kendilerine göre bir yol, bir çizelge çizerlerdi.
toplanıp,da karar alınacağı belli bir gün belirlendikten sonra toplanacakları evde belli olurdu, o günü iÅŸte bu evde Murtaza nın eviydi, ve o günü o evde toplanmış olan belirli ÅŸahsiyetlerin bulundukları yerde oturupda geri kalkana kadar bayağı bir masarflarıda oluyordu bu masraflardan yana hiçmi hiç para esirgemez harcarlardı,
yani içilecekler ve piÅŸirilecekler fazlasıyla alınırdı, alınan tavuklar kesilip temizlenerek eskiden de han olan o kocaman evin avlusundaki ocaklıkta sacın üzerinde piÅŸirilerek odadaki misafirlere gönderilmek üzere ikinci kere saca etler atılırdı. evin küçük çocuÄŸu olan murtaza nın oÄŸlu yusuf daha küçücüktü ilk okul 3,ncü sınıftaydı ama o yaÅŸta bile babasını sevdiÄŸi saydığı kadar babasının arkadaÅŸlarını ve Sami beyide çok seviyor ve çok saygı duyuyordu. yusuf piÅŸmiÅŸ tavuk etlerini tabak tabak içerdeki misafirlere götürdükçe Sami beyde yusuf un bu maharetli halini beÄŸenerek yusuf a ula yegenim yusuf senin bize gösterdiÄŸin bu yakın ilgi ve alakadan dolayı ne istersen iste benden diyince, yusuf da Sami amca okulda yavru kurt elbisesi giymek isteyenlerden yavru kurt parası istiyler dedi. yusuf böyle diyince, Sami beyde bu yavru kurtlar kaç lira diye sordu, yusuf da, Sami amca yavru kurtlar herhalde 15. lira dedi. Sami beyde yusuf u konuÅŸturmaktan hazlanarak ula yusuf um ister 15. lira olsun isterse 20. lira olsun senden ne zaman para isterlerse sen o zaman bana gelip yavru kurt paranı alırsın emi deyince yusuf un içindeki olan tereddütleri gitmiÅŸ kendine bir öz güven ve rahatlık gelmiÅŸti. aradan gün geçmiÅŸ zaman geçmiÅŸtiki, bir gün okul müdürü Battal Tokmak bey tarafından yavru kurt elbiselerinin parasını toplamak için öÄŸrencilerden para getirmeleri istenmiÅŸti. yavru kurt parasını getirecek çocuklarda tenefüste koÅŸarak evlerine gitmiÅŸlerdi, ancak yusuf evlerine gitmemiÅŸti, niye gitmemiÅŸti çünkü Sami bey babası murtaza yı kaysı alması için bicire timur aÄŸanın yanına yollamıştı bu durumu bilen yusuf unda aklına Sami beyin yavru kurt için verdiÄŸi sözü gelmiÅŸ ve yusuf kendi evlerinin yerine koÅŸarak Sami bey gile gitmiÅŸti Sami bey gilin konağına varan yusuf çocukluÄŸunda kendine verdiÄŸi bir ÅŸevk ile o hızınan ikiÅŸer üçer adımla üst kata kadar çıkmıştı,
üst kata çıktığında hemen karşısında Sami beyin hanımı Hatça bibisiyle kızı lütfüye ablasını buldu, yusuf u tanıyan hatça bibisiyle lütfüye ablası hoÅŸ geldin yusuf hoÅŸ geldinde sen okulda deÄŸilmisin hayırdır ne için geldin dediklerinde nefes nefese kalan yusuf da hatça bibisiyle lütfüye ablasına ben Sami amcamın yanına geldim eÄŸer evdeyse onu görmek istiyim dediÄŸinde, onlarda Sami bey aha ÅŸu odada yatıyı dediler, Sami amcasının o odada yattığını öÄŸrenen yusuf çocuksu aklıyla Sami beyin yattığı odasına daldı o gürültüye yatağında uyanan Sami bey karşısında yusuf u görünce Ooo yusuf sen hoÅŸ gelesin deyip yavru kurt parasını bile unutmuÅŸ olan Sami bey hayırdır bir ÅŸeymi diyeceksin yoÄŸusam bicirden babanmı geldi diye sorduÄŸunda, iÅŸte o zaman Sami bey çocukla çocuk olduÄŸunu, büyüklede büyük olduÄŸunu kanıtlayan ve büyük adam sıfatını taşıyan o deÄŸerlere sahip olan ender insanlardan biri olduÄŸunu takdir etmemek elde deÄŸildi. nitekim yusuf derdini dökerek okulda yavru kurt elbisesi için para topluylar deyip devam ederek
öÄŸretmenininde yavru kurt giyecek bu öÄŸrencilerden 17. lira 50. kuruÅŸ istediÄŸini ancak babasının evde olmadığından ve birde kendisinin önceden söz verdiÄŸi için senin yanına geldim dediÄŸinde, uykusundan uyanmış olan Sami bey cebine bile bakmadan hatça lütfüye diye seslenerek hey millet yanıma gelin hele dediÄŸinde onlarda Sami beyin yanına gelmiÅŸlerdi, Sami beyde hele yanınızda ne kadar paranız varsa bir araya toplayın dediÄŸinde, onlarında topladığı paranın tamamının 15. lira olduÄŸunu her ne kadar yusuf 17. lira 50. kuruÅŸ demiÅŸsede eline geçen 15. liraya sevinip gerisin geriye koÅŸarak ilk okula gitmiÅŸti
o parayı okul müdürüne vererek azda olsa rahatlamıştı, ilk okulda ilk izci elbisesi o yıl icat olmuÅŸtu yusuf da o yıl ilk yavru kurt elbisesini giyenler arasındaydı. Aradan yıllar geçtikten sonra bir seçim zamanı seçime Türkiye Birlik Partisinden Malatya millet vekili adayı olarak katılan Sami bey seçimi kazanarak Türkiye Birlik Partisinden Malatya Millet vekili olarak meclise girmeyi baÅŸarmıştı. mecliste görevini hakıyla sürdüren Sami bey çok geçmeden bir kalp krizi ne yenik düÅŸerek Hakka yürümüÅŸtür, Sami beyin hakka yürümesi, Sami beyi sevenleri üzdüÄŸü gibi Fethiyelieride gözü yaÅŸlı boynu bükük koymuÅŸtur. Sami bey in vefatına halkın üzüntüsünün yanı sıra gök yüzü bile bu hazin durumdan kara bulutlarını yer yüzüne indirerek yer gök bile birbirine karışmıştı ve bu acıya insan oÄŸluyla yer ve gök birlikte ortak olmuÅŸlardı. bu vesile ile baÅŸta Sami bey olmak üzere bütün hakka yürümüÅŸ canlarımıza tanrıdan rahmet diler yaÅŸayanlarımızada uzun ömürler dilerim. bütün herkese selamlarımla birlikte Saygılarımı sunarım.
Yusuf Aslan.